Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 2004 yılında basın kanununun
çıkartıldığını, TRT'nin yeniden yapılanmasının 2008 yılında olduğunu
hatırlatarak, "Özellikle haber portallarını, Basın Kanunu içerisine
almak suretiyle o arkadaşlarımızın da Sarı Basın Kartı almasını, ilan ve
reklam girdilerinden istifade etmelerini sağlayacağız. 2004'te
özgürlükçü bir basın kanunu olarak çıkarttık. Bu güne kadar da bir
şikayet gelmedi. 1994 yılından bu yana 16 yıldan bu yana değiştirilmeyi
bekliyordu. Onu tamamen yeniledik. İnternet medyası ve basın
çalışanlarının özellikle şikayet ettikleri TCK'nın 3 ve 4. maddesi ile
ilgili yeni bir düzenleme yapacağız. Bunlar haberleşmenin gizliliğini
ihlalden tutunuz, adli soruşturmanın gizliliğini ihlalinden, adli
yargılamayı etkilemeyi teşebbüsten, haklarında dava açılan ve çok sayıda
gazeteci arkadaşımızın şikayetlerine asgariye indirecek, özgürlükçü ve
daha ileri demokrasi anlayışı içinde meclis kapanmadan çıkaramadığımız
değişiklikleri bu kez Ekim ayını takiben hemen ele alıp çıkarmak
istiyoruz." dedi.
"BASIN SANSÜR EDİLEMEZ, EDİLMEMELİ"
Basının
özgür olması gerektiğini söyleyen Arınç, "Halkın gözü kulağı ve dili
basındır. Basını engellemek, görev yapmasına mani olmak, onları basın
mesleği ile ilgili konularda gazetecilik yaparken ceza yada
tutuklanmasını hiçbir zaman ön görmüyoruz. Ancak tartışmalar sürerken de
bugün cezaevinde hükümlü olarak bulunan sıfatı gazeteci olarak 30
civarında insan var. Bunların çoğu Terörle Mücadele Kanunu'na göre hüküm
giymişlerdir. Bunlar terör örgütünün propagandasını yapmak, eylemlerine
karışmak, örgütün bir takım lojistik desteğini sağlamak gibi
suçlamaları içeriyor. Bağımsız Türk Mahkemeleri karar vermiş ve bunlar
gazeteci sıfatını taşımalarına rağmen Terörle Mücadele Kanunu'na ayı
hareket ettiklerinden dolayı ceza almışlardır. Burada dürüst olmamız
lazım. Türkiye terörle mücadele eden bir ülke. 30-40 yıldır bu acıyı
içimizde hissediyoruz. En sonda bildiğiniz gibi 13 tane kardeşimiz
kahpece, kalleşçe şehit edildi. Bazen sokak ortasında uzman çavuşları
katlediyorlar, molotofkokteyli atıyorlar, bir başka yerde de çeşitli
terör eylemi yapabiliyorlar. Bu kanun bu nedenle terör örgütünün
propagandasının yapılmasını, onun desteklenmesini, ona eylemlerinde
kahraman muamelesi yapılmasını yasaklıyor. Dolayısıyla gazeteci
arkadaşlarımızın görevlerini yaparken bu kanun hükümlerine uygun
davranması gerekir. Hepimizin kalemi var. Kalemi silah olarak
kullanmayacağız. Hepimiz görevimizi yapacağız, ama terör örgütüne destek
olabilecek, ne bir yazı, ne bir haber, ne bir manifesto içinde
olamayacaklar. Terörü kalemimize alet etmeyeceğiz" dedi.
"GRİ PASAPORTUNUZU HEMEN ALIN"
Gazetecilere
seslenen Arınç, "Ulusal medya gibi yerel medyada çalışan
gazetecilerimizde gri pasaport (görev pasaportu) almaları konusunda
İçişleri Bakanlığı ile anlaştık. Görev dönüşü iade etmemek koşulu ile
pasaportlarınızı iki yıl kullanabilirsiniz. Benim dediğime bakın, başka
bir şeye bakmayın. O yüzden şimdi hepiniz gri renkli pasaportlarınızı
alın, gideceğiniz yere gidin, vize çilesinden kurtulun beyefendi gibi
karşılanın o ülkelerde. Başka neler neler yapacağız ama, bütün
bombalarımızı buradan patlatmayalım" ifadelerini kullandı.
"ÇOCUKLARIMIZI PORNOCULUKTAN KORUMAMIZ GEREKİYOR"
İnternet
yasaklarına ilişkin konuşan Bülent Arınç, "Biliyorsunuz, Türkiye'de
Telekomünikasyon Kurumu, internete isteğe bağlı olarak bir filtreleme
sistemi getirecek. Bu 18 Ağustos'ta sanırım yürürlüğe girecek, o zaman
dedim ki bu doğruydu; çünkü çocuklarımızı şiddetten korumamız gerekiyor,
pornoculuktan korumamız gerekiyor. Öyle rezil siteler var ki.
Affedersiniz hayvanlarla çiftleşmeyi, öyle adi siteler var ki, çocuk
pornosunu yaygınlaştırmayı istiyor. Öyle siteler var ki. Sevgilinizi
nasıl öldürebilirsiniz diye size metot öğretiyor. Şimdi bu cani
haftalarca google'dan arama yaparak nasıl bomba yapılacağını öğrendiğini
söylüyor. Bomba imal etmek, mayın patlatmayı, köprüyü havaya uçurmayı
uygulamalı olarak verilen sitelerin insanlığa bir faydası olup
olamadığını Norveç'te 90 kişi öldükten sonra birileri bir daha
düşünsünler" diye konuştu.
"TÜSİAD BAŞKANI BAYANLA KARŞI KARŞIYA GELDİK"
Arınç,
TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner için, "Ben bu bayanı eleştirmiştim. O da
beni eleştirdi. Ödeşmiştik. Tekrar eski günlere dönecek halim yok. Ama
Norveç'teki cani diyor ki, 'Ben bomba yapmanın tekniklerini web
sitelerinden öğrendim'. Kendi çocuklarımızın bu noktalara gelmemesi için
anne ve babaların isteklerine bağlı olarak bir koruyucu sistem
geliştirmenin bence hiçbir zararı olmaz. Olsa olsa faydası olur. Terörle
ilgili bu alçakça ihanete karşı basına çok önemli görev düşüyor" dedi.
"TAHRİKLERDEN ERMENİSTAN'IN ELİNE BİR ŞEY GEÇMEZ"
Bir
gazetecinin Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan'ın Ermeni gençlere
hitaben söylediği, "Karabağ'ı biz aldık, Ağrı'yı size bırakıyoruz"
sözleriyle ilgili sorusu üzerine Arınç, "Başbakanımız Azerbaycan'dan çok
güzel bir cevap verdi. Bu sorumsuzluktur. Bu, Türkiye'ye ihanet
etmektir. Bu tahriklerden Ermenistan'ın eline hiçbir şey geçmez. Ağrı
Dağı'nın nerede olduğu, kaç yüzyıldan bu yana Anadolu topraklarında
insanlığı aydınlattığı, gölgesinde milyonlarca insanın özgürlük içinde
bulunduğunu herkes biliyor. Kendi iç politikasına göre konuşma yapmış.
Başbakanımız gayet güzel cevapladı. Türkiye çok güçlü bir ülkedir. Kimse
Türkiye'ye yan bakamaz; ne dağımıza, ne ovamıza, ne suyumuza. Biz bu
toprakların sahibiyiz. Ermenistan ekonomik sıkıntı içinde. Zamanında aç
kalmışlardı da Türkiye'den buğday göndermiştik. Akıllarını başlarına
alsınlar" dedi.
Sarı basın kartı verilecek
Başbakan Yardımcısı Arınç, internet medyasına müjde verdi
Bu haberi beğendiniz mi?