Başbakan Tayyip Erdoğan, canlı yayında Kral TV Genel Yayın Yönetmeni
Mehmet Akbay'ın sorularını yanıtlıyor. Akbay'ın Erdoğan'a ilk sorusu
Suriye'de yaşanan olaylar oldu. Erdoğan ise gelen bilgilerin çelişkili
olmasından duyduğu endişeyi dile getirdi:
"Suriye bizim için
kaygı verici. Dün itirabiyle 1200 kadar Suriyeli vatandaş ülkemize
sığınmış durumda. Suriye'den ülkemize sığınan tüm kardeşlerimize
kapımızı açık tutacağız. Bu şekilde ölümün yoğunlaştığı ve oradaki
kardeşlerimizin böyle bir sığınma imkanı aradığı dönemde kapıları
kapamamız mümkün değil. Suriye'yle olan ilişkiler diğer ülkelerle olan
ilişkilere benzemez. Gerek Hatay, gerek Gaziaantep, Mardin tarafında.
Sığınma noktasındaki durumun Halep'e sıçraması olabilir. Bu konuda
tedbirleri aldık. Tek hamdettiğim nokta yaz mevsimindeyiz. Anında
çadırkentler kurarak misafir ediyoruz. Kızılay süratle devreye girdi,
gerekli gıda, ilaç, su desteğini veriyor. Temenni ederim ki, bu endişe
verici süreci süratle atlatırız. Üç gün önce Esad'la görüştüm. Kendileri
bana çok daha farklı şeyler anlattı. Polislerin öldürülmesi konusunda
farklı istihbari bilgiler geliyor. Endişeyle takip ediyoruz."
MHP KASET SKANDALI
İkinci
soru ise MHP'yi sarsan kaset skandalıyla ilgili oldu. Başbakan Erdoğan
ise konunun ayrıntılarını bilmediğini belirterek şöyle konuştu:
"Böyle
bir şeyden haberim yok. Bu yayından sonra gerçeği nedir onu öğrenirim.
Gerçek yönünü bilemediğim için yorum yapmayayım. TİB'i devreye koyduk,
süreç yargıyla ilgili. Yargı takibini sürdürüyor. Bu tür olaylara şahit
olmamayı temenni ederiz. Hangi siyasi parti olursa olsun. Bu tür pislik
nerede varsa bunun ihbarından da kimsenin rahatsız olmaması gerekir.
Siyaseti bunlardan arındırmamız lazım."
'TÜRKİYE'YE FRANSIZ'
Türkiye
genelinde 160 yerel radyonun canlı yayında verdiği söyleşiye bu
radyolardan gelen sorulara da yanıt veren Erdoğan, Avrupa
Parlamentosu'nda yaşanan "Bu arkadaş Türkiye'ye de Fransız galiba"
sözlerine açıklık getirdi:
"Gerek Davos, gerek AKPM'deki
çıkışımız oradaki gelişmelerin neticesinde olan hakkın ifade edilmesi
gerektiği konulardır. Karşımızdakiler doğruyu değil de, doğru olmayanı
doğru gibi takdim ederlerse biz onların yanında yer alamayız. Onların
karşısında bizim duruşumuz çok önemli. Davos'ta o ana kadar Peres'le
ilişkilerim çok iyiydi. Fakat o günkü tavır, yılların İsrail'de
Filistin'in genelinde onbinlerce Filistinlinin öldürülmesine yönelik
beklenen çıkışı Türkiye yapamadı. Bizim orada o çıkışı yapmamız
gerekiyordu. Ondan kısa süre önce yavrunun babasına sığınarak
öldürülmesi benim gözlerimin önünden kaçmıyordu. O anı ailece evimizde
izlediğmizde o anda pozisyonum çok farklıydı. Tüm vicdanımın sesini
dinlemek suretiyle, mensubu olduğum değerlerin bana yüklediği yükün
değerlerini yerine getirdim.
AKPM'de soruyu sorarken işin
gerçeğini bilmiyor. Fransa'da belli grubun Ermeni diasporasıyla yaptığı
ortak çalışma var. Fransa'da Ermeniler kadar Türk var. Ermenilerin
oradaki örgütlü çalışmalarıyla oradaki siyasi irade sürekli onları
savunur hale geliyor. Bizden önce siparişe göre yazı yazanlar manşet
atanlar vardı. Şu dönemde bu var mı? Herkes rahatlıkla yazısını yazıyor,
manşetini atıyor. Özgürlükler noktasında Türkiye çok değişti. Ülkenize
Fransız kaldınız derken, Türkiye'deki bu gelişmeleri takip etmeyen bir
batı var. Geçenlerde The Economist gibi, New York Times gibi kendi
içlerinde çelişki yaşıyorlar. AK Parti'yi övseydi de aynı şekilde karşı
çıkardım. Türkiye'deki ulusal gazeteler böyle yayın yapmıyor. Çok
nadirdir bu, marjinaldir. Satır aralarında mesajı verir ayrı ama bu
kadar açık söylenmez.
TEPKİ SORUSU
Yine
bir radyodan gelen seçim meydanlarında tepkinin fazla olduğu
eleştirisine ve bunu hastalığına bağlanmasına Başbakan şöyle yanıt
verdi:
"Tepkimi şeker hastalğına bağlamak edepsizliğin ta
kendisi. Hakaret var mı, buna bakın. Bana hakaret edildi susacak mıyım?
Hak neyse cevabını vereceğim."
'BDP KÜRTLERİN TEMSİLCİSİ DEĞİL'
Öcalan'ın Ak Parti'ye yönelik açıklamalarını ise şöyle değerlendirdi:
"PKK
benim Kürt kardeşlerimin temsilcisi değil. Kürtlere savaş açmak ifadesi
çok adi, alçak bir ifadedir. Kürtler benim kardeşimdir. BDP Kürtlerin
temsilcisi değildir. Kimin temsilcisi belli değil. BDP oradan nemalanmak
istiyorlar. BDP sadece istismar siyaseti yapıyor. Bir defa şu ana kadar
Kürt kardeşlerimle ilgili cumhuriyet tarihinde verilmeyen hizmetleri
biz verdik. Kürtleri diline alamayan siyasetçiler vardı. Kılıçdaroğlu
da, Bahçeli de diyemiyordu. Bunu biz dillendirdik. Partiyi kurduk,
programın içine koyduk. Kurduğumuz andan itibaren. Güneydoğu'da belli
bir güce böyle ulaştık. Yaradılanı yaradandan ötürü sevdik. Türk'ü ne
kadar seviyorsam, Kürt'ü de o kadar seviyorum. Bizde bir ayrım yok. Asla
kalkıp da Tuğluk şöyle demiş bunların hiçbirisi bizi bağlamaz. Bağımsız
olarak parlamentoya gelip grup oluşturanlar Kürt kardeşlerimin hangi
sorununu çözdüler. Gidin sadece rezalet görürsünüz, belediyecilik
göremezsiniz. Hiçbiri merkezi yönelim paramızı göndermedi diyemez.
Belediye başkanlığı yaptım. Borç içinde devraldığım bir belediyeydi.
Paramızın tamamına yakınını keserlerdi, cüzi bir para gelirdi. Aynı şeyi
Güneydoğu'daki belediyeler niye yapamiyor? Diyarbakır'ın hali ortada.
Hakkari'ye gidin halini görün, rezillik. Kanalizasyonlar ortada akıyor.
En ufak bir bakım yok. Kürt kardeşime niye hizmet vermiyorsun? İşleri
güçleri gençlerin eline molotof vermek, kepenk kapattırmak. Sadece bunu
yapıyorlar.
Kimsenin AK Parti'ye oy verme mecburiyeti yok. Bu
anlattıklarım farklı bir şeydir. Kürtlere savaş ilanı ifadesi çok çirkin
bir yaklaşımdır. Kürtler onlardan çok benim kardeşimdir."
PKK'YA TAVİZ İDDİALARI
Başbakan Erdoğan, MHP-BDP ittifakı ve hükümetin PKK'ya taviz verdiği iddialarını da yanıtladı:
"MHP'ye
gönül verenlere şunu söylerim, biz hukuk devletinde yaşıyoruz. Yürütme
olarak çerçeve neyse ona göre hareket etmeye mecburuz. Kendileri bu
ülkede 3.5 sene iktidarda bulundular. Bizim burada atılacak adımlarda
gerilim politikasıyla değil... Olayı çözerken gerilim oluşturmadan
çözmek de mümkün. Güvenlik teşkilatları birlik beraberlik içinde. Bir
anda hemen olağanüstü olarak açılan pankartı görmeyebilirsin. Görüldüğü
anda müdahale edilmesi gerekir. Bunu bazı istisnalar dışında
yapmışlardır. Ayrıca yargının üzerine düşen görevler vardır. PKK'ya
müsade olarak dillendirilmesi yanlıştır. MHP bize bir öneri
getirmemiştir.
Bizzat eşbaşkan hanımla Elazığ il başkanı arasında
geçen ses kayıtları tespit edildi. Bu tespitte CHP'nin kazanma şansı
varsa onları, MHP'nin varsa MHP'yi destekleyelim diyorlar. Şu andaki
tespitlerde görülüyor ki müşterek çalışmanın içine girmiş durumdalar.
Açık açık 5-0 olmasın diyorlar."
KOALİSYON SENARYOLARI
Mehmet Akbay'ın "Yeterli oyu alamadınız. Türkiye'yi nasıl koalisyon bekliyor" sorusunu şöyle yanıtladı:
"Milletimin
teveccühünü kamuoyu araştırmalarında isabetli olacağını, çok iyi
olacğını görüyorum. Tek partiyle koalisyon hükümetleri arasında ciddi
manada başarı farkı var. DSP-MHP-ANAP döneminde milli geliri 230 milyar
dolarla teslim ettiler, 740 milyar dolara çıktık. Bu çok açık ortada.
Neyin peşinde koşuyoruz? Şu anda 17'deyiz amacımız en azından ilk 10'un
içinde yer almak."
'TELEKOM'U NEDEN SATTINIZ'
Bu
arada Kral FM'in "Neden AK Parti'ye oy vermeyeceğim" diyenlerle sokak
ropörtajları yayınlandı. kayıtları izleyen Erdoğan sözlerini şöyle
sürdürdü:
"AK Parti çok profesyonel bir ekip kurmuş halka oynuyor sözüne verilecek bir cevap yok. Halkın taleplerini yerine getiriyoruz."
Burada araya giren Mehmet Akbay'ın, Kılıçdaroğlu'nun "Telekom'u niye sattınız" suçlamasını hatırlatması üzerine şöyle konuştu:
"Özelleştirme
nedir? Devletin kendi kuruluşlarının çoğu zarardaydı. Bunların
faturasını millet ödüyordu. Kendini yenileyemeyen bir teknoloji.
Ekonominin içinde olan işadamı konumunda bir devlet değil, düzenleyen
devlet. Biz şu anda bunu gerçekleştirdik. Zarar eden devletin
fabrikaları niye olsun. Özel sektör aynısını yapıyor. Emekli kardeşimin
parasını bu vergilerle veriyoruz. Bunu başımızın iki elimizin arasına
alıp aklı selimle düşünmemiz lazım. Kazanan fabrika mı, zarar eden
fabrika mı? Biz gelmeden önceki kurumların büyük çoğunda zarar devam
ederken normal değerlerini de kaybediyorlardı. Sıfır ücretle Kardemir'i
satarım diyen anlayış oldu ve ücretsiz verildi. Zarar ediyor, ver
zarardan kurtul. TKİ zarar ediyor. Biz buna katlanıyoruz. TKİ ile ilgili
özelleştirmesini istemeyenler var. Niye istemiyorlar? Özel sektör
alırsa biz bu kadar parayı buradan alabilir miyiz? Biz buna rağmen
ayakta tutmaya çalışıyoruz. Yılda 300-350 milyon gibi zarara
katlanıyoruz. Bunun benzeri birçok kuruluş vardı. Bu yüklerden
kurtulduk.
Türk Telekom'un özelleştirmeden önceki konumu neydi,
şimdi ne? Yüzde 40 gibi bölümü devletindir. Daha önceki konumu
itibariyle böyle bir imkan Telekom'da yoktu. Özelleştirmeyle Türk
Telekom rekabet ortamını hazırlayan imkanı meydana getirdi. CHP'nin
zihniyetinde devletçilik var. Bunlar artık geçmişte kaldı. CHP hala
devletçiliği terk edemedi. Vergiyi veren Telekom mu, önceki Telekom mu
deyince Türkiye daha da kardadır."
TÜRK BAYRAĞI ELEŞTİRİSİ
"Ben
Hakkari'de miting yaptım. CHP de, MHP de Sivas'ın doğusuna gitmiyorlar
dedim. İlk defa şimdi Sivas'ın doğusuna geçtiler. Demek ki başardım bu
işi. Ben dördüncü kez Hakkari'ye gitmişsem bunların sebebi var.
Gittiğimde kepenkler kapatılıyor. KCK yayın yapıyor kepenkler
kapatılmayacak MHP miting yapacak diye. Aynı şeyi niye Hakkari'de
yapmadılar. Önceki gidişimde niye Diyarbakır'da yapmadılar. Belediye
çöpleri almıyor. Siyasi rant her şeyi bir araya getirebiliyor. Bayrak
konusundaki hassasiyetimiz hiçbir partide yok. Sen kalkar da BDP'lilerle
kapı arkası anlaşmayı yapar onlara CHP bayrağını verirsen, Türk
bayrağını BDP'li eline almaz. Hakkari mitinginde bir tane elinde Türk
bayrağı olan vatandaş yoktu. Bu bayrak hepimizin değil mi? Meydanlarda
Türk bayrağı olmasın mı? Kılıçdaroğlu bunu mu istiyor? Onun olmadığı
miting mi olur? Onun üzerinden siyaset yapıyor diyeceğine yanlışımız var
diyebilirdi. Kapı arkasında verdiği sözü yerine getiriyor. Belediyenin
kapısında Türk bayrağı olsun mu olmasın mı diyen zihniyetle bunu
yaparsanız böyle olur."
"ÖCALAN'IN CEZASI"
"Milletin
asla tereddütü olmasın. Şimdiden aynı şeyi söz veriyorum. Son dönem
milletvekili adayı oldum. Bu dönem son adaylığımdır. Ara vermemiz
gerekiyor. İmrali'dakiyle ilgili ceza kesinleşti. Nedir bu ceza?
Ağırlaştırılmış müebbet hapis. AK Parti bunun üzerinde asla oynamaz.
Bizden İmralı'dan çıkarıp gelip E tipi cezaevlerinde kalmasını talep
edenler oldu. CHP'liler de, MHP'liler de oldu. İmralı'da tutulmasının
bir sebebi var. Her gün oralarda gösterilerle karşı karşıya kalırsınız.
Bundan dolayı bu adımlar atılıyor. Kendisi uluslararası standartlar
neyse orada cezasını çekmektedir. Farklı odalarda yanına beş mahkum
kondu. Onlarla günde belli saatleri var, görüşme imkanları oluyor. Bu da
cezalarda olması gereken bir uygulama diye sağladık. Böyle bir şey
düşünülemez bu mertçe değil, namertçe bir iftiradır. Tayyip Erdoğan sağ
oldukça, böyle bir şeye müsade etmez. Ancak bir şey var. İdam Türkiye'de
kalkmadığında ABD geldi Öcalan'ı teslim etti. Teslim edildikten sonra
merhum Ecevit, Bahçeli, Yılmaz iktidardaydı. İdamın ertelenmesine karar
verildi. Altında onların imzası var. O zaman bunu sümenaltı
yapmasaydınız, bu iş çoktan bitmiş olacaktı. O anda koalisyonda olsaydık
uygulanması gereken cezayı uygulardık. Ya idam edilirdi, ya da istifa
ederdik çekilirdik."
YENİ BAKANLAR KURULU
Erdoğan dün açıklanan yeni kabine sistemiyle ilgili soruya şu yanıtı verdi:
"8.5
yılda elde ettiğmiz bir deneyim var. Bu yeni yapılanma icracı
bakanlıkların sayısını 20'ye çıkararak daha seri karar alma, halkla
bütünleşmeyi getirecek bir süreç. Aslolan Türkiye'nin şu 2023'e gidişte
bu değişimle birlikte sağlam zeminde bir adım atması. 12 yılın bu ilk
dört yılı çok önemli. Yeni kabine inşallah çok daha pratik, verimli
neticeler alabilecek bir kabine olacaktır. Bakan yardımcılığında
üniversite mezunu olma kaydı da söz konusu olmayacak. İlkokul mezunu bir
bakan yardımcısı olabilir. Sabancı'nın üniversite mezunu olmadığını
biliyorum. Tahsil bir engel olmayacak. Bakan çok daha rahat ulusal ve
uluslararası çalışmalara koşturabilecek."
ASGARİ ÜCRET DEĞİŞMEDİ
Daha
sonra yayına Ak Parti'ye neden oy vereceğim diyenler konuştu. Bu
konuşmalar arasında asgari ücretin değişmediği eleştirisine ise Başbakan
şöyle yanıt verdi:
"Geldiğimizde asgari ücret 184'tü şu anda 630
lira. Bir kıyas yapayım. Biz geldiğimizde buğday unu 0.95 liraydı. 194
kilo buğday unu alıyordu. Şu anda 337 kilo alınıyor. Pirinç 92 kiloydu,
şimdi 136 kilo alınıyor. Ayçiçek yağı 64 kilo alınıyordu, şimdi 126 kilo
alınıyor. Toz şeker 115 kilo alınıyordu, şimdi 242 kilo alınıyor. Şimdi
asgari ücret aynıdır demek burada insafa sığar mı? Enflasyonu yüzde
30'la devraldık, şu anda yüzde 7. En düşük memur maaşında yüzde 148
artış oldu. SSK emeklisinde yüzde 204 artış var. Burada biraz insaf
sahibi olalım. Emeklileri hiçbir zaman ezdirmedik. 26 maddelik anayasa
paketinde emeklilerin durumunu da toplu sözleşmelerdeki artışa bağladık.
İntibaklar konusunu da muhalefet rahat rahat atıyor. Biz arkadaşlara
talimatı verdik, seçim sonrası intibakla ilgili düzenlemeyi yapmak
suretiyle bunu da gerçekleştireceğiz. "
YENİ ANAYASA
NTV Radyo'dan Safiye Kılıç'ın yeni Anayasa'yla ilgili sorusuna şöyle yanıt verdi:
"367
vekil alırsak STK'ların partilerin görüşlerini alarak Türkiye'de halkın
benim anayasam diyeceği anayasayı hazırlayalım istiyoruz. Temel hak ve
özgürlükleri sahiplenen bir anlayışı, sendikal haklar noktasında güvence
getiren anayasayı ve Türkiye'yi evrensel değerlere sadık hale getirecek
bir anayasa."
İŞSİZLİK SORUNU
"İşsizlik
konusu matematik bir olay değil. ABD işsizliği çözemiyor. Son finansal
krizde işsizlik yüzde 9'a dayandı. Biz yüzde 11'deyiz. Eskiden emek
yoğun istihdam söz konusuydu. Biz iktidara geldiğimizde tarlada
kullanılan traktör sayısı neydi, bugün ne? Turizmdeki istihdam bizi her
geçen ay rahatlatıyor. İkinci çeyreğin sonuna doğru işsizlikte çok daha
olumlu istikamette gelişmeler kaydedeceğiz."
Öcalan sorusuna net cevap!
Başbakan Erdoğan Kral FM de Gezegen Mehmet'in konuğu oldu. Erdoğan, İmralıdaki cezanın kesinleşmesine ilişkin cevap verdi.
Bu haberi beğendiniz mi?